İLÇENİN ADININ NEREDEN GELDİĞİ
Kağızman’ ın bilinen ilk adı Arşarunik’tir. Uzun müddet Arşarunik olarak devam eder.
Eski devirlerde kasabada çok nar yetiştiği için narlar toplanıp kaleler gibi yığıldığından etraftaki il ve kazalar burayı nar yığını, nar kalesi diye adlandırmışlar. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra İlçenin adı Narinkale olmuştur. İlçede nar yetiştiğini “Kağızman’a ısmarladım nar gele” türküsünden daha iyi anlamaktayız. Türkünün şöyle bir öyküsü vardır:
Kağızman’ın civar köylerinden birinde birbirlerini delice seven iki çiftten hanım hastalanır. Ateşler içerisinde yanan hasta sevgilisinden ekşili bir nar ister. O zamanların nakil vasıtası güçlüğünden dolayı Kağızman’dan nar yetişemeden sevgili ölüp gider. Bu genç sevgilinin ölümü etrafta büyük üzüntü uyandırınca Bir şair şu şiiri yazar. Bu gün folklorumuzun popüler bir türküsü olan:
Kağızman’ a ısmarladım nar gele, Gümüş kemer ince bele dar gele. Baharda yayılır kuzu yan yana, Benim yarım inci takardı gerdana. Bizim elin yayları yokuşlu, Fistan giyer etekleri nakışlı.
Narinkale daha sonra Kağızman ismini almıştır. Öyküsü şöyledir: Narinkale’de oturan bir kişinin Kağızman isminde bir hizmetçisi varmış. Günün birinde evin sahibi hacca gitmeye hazırlanıyor. Evini, hanımı, çocuklarını Kağızman’a emanet edip gidiyor. Bir gün evin hanımı helva pişiriyor, hizmetçi Kağızman’a “Efendim bu helvayı çok severdi. O da olsaydı da yeseydi.” Diye konuşurken Kağızman hemen ortaya çıkıp “Abla sen helvayı bir sefer tasına koy, ben efendiye götürüp veririm.” Evin hanımı bu işe inanmaz ama Kağızman’ı da kırmak istemez. Hemen bir sefer tasının iki gözünü helva doldurur ve Kağızman’ın eline verir.
Kağızman o günün yol ve vesait durumunu düşünmeden akşamüstü kapıdan dışarı çıkar. Rivayete göre o gece Mekke‘ye gidip efendisini bulur helvayı sıcak, sıcak yedirir. Sefer tasının bir gözünü efendisine bırakarak tekrar eve döner. Evde olayı hanıma anlatır hanım buna pek inanmaz ama Kağızman’ ı da kırmak istemediği için usulen “ sağ ol” der.
Günler, aylar, yıllar geçer Narinkale’de evin efendisi hacdan döner. Komşu ve akrabaları onu görmeye gittiklerinde Kağızman’ın bir gece içinde kendisine helva getirip tekrar geri döndüğünü anlatır. Kağızman’ ı çağırarak bütün halkın huzurun da Kağızman’ ın kerametli bir kişi olduğunu ortaya koyar.” Esas hürmet edilecek biri varsa oda Kağızman’dır.” der ve ilk önce kendisi Kağızman’ın elini öper. Rivayete göre keramet sahibi kişilerin kerameti anlaşıldığı andan itibaren yaşamazlarmış. İşte Kağızman da öyle oluyor ve orada vefat ediyor.
Daha sonra Narinkale’nin adı Kağızman olarak değiştirilmiştir.
KAĞIZMAN’DA BULUNAN TARİHİ ESERLER
Yazılı kaya
Camuşlu Köyü civarında, Aladağın doğu yamaçlarında bulunan Yazılıkaya Üst-Paleolitik çağlardan kalmadır. Bu civarda Tombul Tepe ve Kurbanağa Mağarasında bulunan taş araçları, ocak yerleri ve şölen tipi el baltaları M.Ö 10000 yıllarına tekabül eden Alt-Paleolitik dönemden kalmadır.
Yazılıkaya, bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük diğeri küçük iki panodan oluşmaktadır. Büyük pano yerden 4 m yükseklikte yaklaşık 14 m uzunluğunda ve 2-3 m genişliğindedir. Küçük panp ise aynı duvarın doğu uzantısı üstündedir.
Yazılıkaya panolarında hayvan ve insan figürleri vardır. Figürlerin çoğu dağ keçileri, geyikler ve eşeklerden oluşmaktadır. İkinci panodaki figürlerin üzerinde kalem benzeri araçlarla oynandığı saptanmıştır. Daha geç dönem insanlarınca yapıldığı sanılan çizgi izleri kullanılan araçlar ve dönemin yaşantısı konusunda dolaylı bilgi sağlamaktadır. Bu çizgiler küçük obsidyen kalemlerle yapılmış olmalıdırlar. Nitekim panodaki bazı geyik figürlerinin ve elinde dal tuttuğu sanılan bir insan figürünün üstünde obsidyenle yapılmış gelişi güzel çizgiler vardır.
Yazılıkaya yakınında da bulunan Kurbanağa mağarası 11.5 m derinlikte, 55 m iç genişliği ve 12.5 m ağız genişliğine sahiptir. Bu mağaraya yakın açılan çukurda Tunç çağına ait çanak, çömlek ve duvar resimleri bulunmuştur. Resimlerde kement, file gibi avlanma araçları görülmektedir.
Tunçkaya (Keçivan) Kalesi
Kağızman’ın 40 km kuzey-batısında Tunçkaya köyündedir. Dört tarafı surlarla çevrili kalenin iki kapısı vardır. Kale içinde bir kiliseye 200 m yanında bir cami bulunmaktadır. Cami yıkılma durumunda olup, yalnızca birkaç duvarı ayakta kalmıştır. Kalenin Selçuklulardan evvel yapıldığı bilinmektedir. Osmanlılar zamanında sık sık tamir görmüştür.
Köroğlu Kalesi
Kötek köyünün birkaç kilometre batısında, Kars yolu üzerinde bulunmaktadır. Ne zaman ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemekle beraber halk arasında Köroğlu Kalesi olarak bilinmektedir. Yoldan 150 m yükseklikte bir tepenin üzerine yapılmıştır.
Çengilli Kilisesi
Köyün her yerinden görülecek şekilde hakim bir tepeye kurulmuş olan kilise 11.asırda Bağlantılar tarafından yapılmıştır. Çadır üsluplu, kümbetli, kalın taş duvarları büyük ölçüde ayaktadır.
Diğer Eserler:
— Buğa tepelerin yanında Akçakale,
— Kuloğlu köyündeki Kaput Kalesi ve kilise kalıntılarıyla şehir kalıntıları,
— Çallı köyündeki kale kalıntıları,
— Görecek köyündeki Kız Kalesi,
— İlçe merkezinde Osmanlı döneminde yapılarak Ağrı depreminde yıkılan kale kalıntıları,
— Çarşı merkezinde Hacı Kağızman Türbesi,
— Çarşı merkezinde 1959 yılında kiliseden çevrilmiş olan Yeni Cami,
— Yankıpınar köyündeki kilise ve şehir kalıntıları,
— Keşiş kıran köyündeki kalıntılar,
— Akören köyündeki ve Çukurayva köyündeki Ağkeran /Akkeran mağaraları,
— Çallı köyünde bulunan koç heykelleri,
— Akçay ve Karacaören arasındaki Beyaz Taş denilen ve tepesinden 102 merdivenle inilen kale,
— Kağızman merkezinde yeraltında açılmış olan tüneller olmak üzere sıralanabilir.
Coğrafi Yapısı
Kağızman 1972 km² lik bir alana sahiptir. Yükseklik farklılıkları ilçe içinde fazladır. Bu yükseklikler 1100-1600 m arasında değişmektedir. Kuzeyinde Kars merkez ve Selim, doğusunda Tuzluca, Digor, batısında Sarıkamış, güneyinde ise Ağrı merkez ile komşudur. Kars il merkezine 76 km uzaklıkta, Aras vadisindeki bir birikinti kesiti üzerinde yerleşmiş durumdadır.
İlçe coğrafi bakımdan henüz tektonik oluşumunu tamamlamamıştır. Faylar ve kırıklar üzerinde yerleşilmiştir. Dolayısıyla zaman zaman yörede depremler tehlikeli olmaktadır. 1104-1962 yılları arasında 13 deprem olmuştur. Diğer taraftan düşme, kayma ve sürünme şeklinde kütle hareketleri olmaktadır. Kötek, Çallı civarında kaya düşmesi, Camuşlu-Kozlu, Yenice-Taşburun ve Akdam köyleri civarlarında heyelan görülmektedir.
DAĞLIK ALANLAR
Aladağ :
Aras nehrinin kuzeyinde 3138 m yükseklikte, volkanik bir dağdır. Bu dağın kuzeyinde küçük Aladağ tepe (2532 m), doğusunda Zozan tepe (2520 m) ve güneyinde Kabak tepe (2436 m) gibi önemli koniler mevcuttur. Aras vadisinden 2000 metre daha yüksektedir. Genel görüntüsü itibariyle bölgedeki bazalt platosu üzerinde basit bir kalkan şekli arz etmekle birlikte kuzey-doğusunun Yayla deresi ve kolları tarafından boşaltılarak önemli bir biçimde deforme olduğu görülür.
Yağlıca Dağı:
Zirve kısmının 2961 m yüksekliğe eriştiği bu volkanik dağ, ilçenin kuzey-doğusunda yer almaktadır. Batısında yer alan Küçük Yağlıca tepesi (2786 m), güney-doğusunda yer alan Mısır Çayırı tepe (2567 m) çevredeki önemli yükseltileri oluşturmaktadır. Yağlıca dağı kubbe şeklinde bir kütledir.
Kazıkkıran Dağı :
Camuşlu köyünün kuzeyinde, Çaybük köyünün doğusunda yer alan önemli yüksekliklerdendir.
AKARSULAR
Aras Nehri:
Bingöl Dağının kuzeye bakan yamaçlarından doğar. Tekman, Pasinler, Horasan havzalarının sularını topladıktan sonra Karakurt Boğazına girer. Zaraphane deresini de aldıktan sonra batıdan doğuya doğru akışına devam eder. Yol boyunca güneyden Demirkapı, Kaput, Todan, Kağızman, Yarımcalar, Çayyeri derelerini, Kuzeyden ise Kötek, Abdullah, Tuzlu ve Azathan derelerini alarak Hazar Denizine doğru yoluna devam eder.
Kağızman topraklarına 1310 m yükseklikten giren Aras Nehri yaklaşık 50 km den fazla yol kat ettikten sonra 1080 m seviyesinde ilçe topraklarını terk eder. Ortalama olarak % 0,46 lık bir yatak eğimi olan nehir, bölge içinde yaklaşık 230 metrelik bir seviye azalmaya uğramaktadır. Ortalama akım değeri 52 m³/sn dir.
Kötek Deresi:
Balıklı Dağından (2850 m) doğan Karanlık dere, Akyol deresi ile birleşerek Tunçkaya’dan sonra Aladağ’dan doğan Kilis deresini de içine alır. Akarsu, Ortaköy ve Çilehane köylerinden sonra Güvercin deresi ismini alır. Kazıkkıran Dağından doğan Morpet deresiyle Akdağdan doğan Nurpin (Yayla) deresini de içine alan Kötek deresi Şikeft deresinin sularını da içine alarak en son Maden deresiyle birleşerek Aras’a katılır. Toplam uzunluğu 34 km dir. Başıyla sonu arasında 1670m seviye farkı olup, % 4,3 gibi yüksek eğimle oldukça sert akar.
Abdullah Deresi:
Yağlıca Dağından 2800 m den doğar. Kandil deresi adıyla Keşişkıran köyünü geçtikten sonra Abdullah deresi olarak adlandırılan dere, Kaan deresinin sularını da alıp, Akdam köyünde bir koni oluşturarak Aras’ a katılır.
Azathan Deresi:
Yağlıca Dağından 2825 m yükseklikten doğar. İlk başta Değirmen deresi olarak adlandırılan dere, boğazdan geçtiği için Darboğaz deresi adını almaktadır. Bu sıradaki eğimi %10 olan dere Aydınkavak köyü yakınlarında oluşturduğu birikintiyi yararak %5 eğimle Aras’a ulaşır. Uzunluğu 18 km.dir.
Tuzlu Dere:
Aydınkavak köyü civarındaki Dere, %9 eğimle 5 km olarak Aras’a katılır. Suyu acıdır.
Kaput Deresi :
Kurumlar tepesinde 2130 m yükseklikten doğarak, Sillik deresi adıyla akar. Hışık deresini de aldıktan sonra Kaputdere ismini alır ve Melik deresiyle birleşerek Kuloğlu köyünden Aras’a ulaşır. 14 km uzunluğunda %6 eğimlidir.
Todan Deresi:
Kapı Dağından 2590 m yükseklikten doğar. Bulanık suyu olarak bilinen bu dere, Durusu deresini alarak Todan deresi ismiyle Esenkır Köyü yakınlarında Aras’la birleşir. 1710 m.lik seviye kaybıyla 15 km.lik mesafeyi %11,4 eğimle kat eder.
GÖLLER
Denizgölü:
İlçenin batısında Aras nehrinin 3,5 km kuzeyinde yer alır. Göl deniz seviyesinden 1898 m yüksekliktedir. Alanı 1125 km².dir. Elipse benzeyen gölün en geniş yeri 675 m.dir. Yağış suları dışında kuzeyinden gelen küçük bir dereyle beslenmektedir. Suyu tatlı olan gölde aynalı sazan balığı bulunmaktadır.
Kamışlı Gölü:
Böcüklü köyü yakınlarında 150 m lik uzunluğa, 100 m lik genişliğe sahiptir. Deniz seviyesinden 1840 m yükseklikte olup, yüzeyi kamışlarla kaplıdır.
Çengilli Gölü:
Çengili Köyü’ nde bulunan tatlı su gölüdür. Özellikle kış aylarında balık avlanmaktadır.
Ayrıca Camuşlu- Kozlu heyelan sahasında, Kartal gölü, Büyük göl, Akdam köyü çevresinde isimsiz birçok gölcük ile Karabağ Köyü yaylasında dağ gölcüğü olan Turna gölü bulunmaktadır.
TOPRAK YAPISI, BİTKİ ÖRTÜSÜ VE İKLİMİ
Yaklaşık 1900–2000 m² den daha alçak kesimlerde yarı kurak sahaların karakteristik topraklarından olan kahverengi topraklar yayılış gösterirken, 2000–2750 m arasındaki nispeten nemli ve serin kesimlerinde ise dağ, çayır toprakları yayılış göstermektedir. Eğimin fazla olduğu yerlerde çıplak kayalar ortaya çıkmıştır. Kuzeye bakan yamaçlardaki topraklar daha nemlidir. Aras kenarındaki 20 km² lik alüvyon toprakları bulunur.
Kağızman’da bahar aylarında görülen don, bitkileri etkilemektedir. İlçedeki toprak grupları çeşitli ağaç türlerinin yetişmesine uygun olmasına karşın tarıma ayrılan alanların dışında tamamen step bitkileri ile kaplanmıştır. Toprağın çok sık olduğu çoraklaşma, tuzlaşma, taşlık olan alanlarda toprak özellikleri ağaç, hatta step formasyon gelişmesine dahi uygun olmadığından bu kesimler genelde çıplaktır.
Nüfus
NÜFUS DURUMU 1- İlçe Nüfus Müdürlüğü Hükümet Konağında bir Nüfus Müdürü odası, bir nüfus kalemi odasında hizmet vermekte olup, hizmet yeri yeterli düzeydedir.
2- İlçe nüfus müdürlüğünde 1 Nüfus Müdürü, 9 Veri Haz. Ve Kont. İşlt., 1 hizmetli kadrosu mevcut olup, 1 Nüfus Müdürü, 5 Veri Haz. Ve Kont. İşlt. Kadrosu boş olduğundan personel yetersizliği vardır.
3- Nüfus Cüzdan yenileme işleri tamamlanmış olup ancak cüzdanlar çabuk yıpranmaya elverişli olduğundan yenileme yolu ile aşırı cüzdan verilmektedir.
4- Kayıtların bilgisayara yükleme işlemleri tamamlanmış 130 aile kütüğüne kayıtlı 160.464 kişinin kaydı bilgisayara yüklenerek böylece güncelleştirme işlemi tamamlanmıştır.
5- Demirbaş yeterli değil memur koltuklarına ihtiyaç vardır.
6- Hükümet konağının zemin katında bir arşivimiz mevcut olup arşiv düzenli ve yeterlidir.